×

Aral Rezidans

Topkapı E-5 karayolu yakınlarındaki dönüşen sanayi bölgesi içinde yer alan arsada konut ağırlıklı proje üretilmesi gündeme geldiğinde, Kreatif Mimarlık arsanın imar koşullarının verdiği imkanlarla altı farklı alternatif kütle önerisini denedi.

Yatay ve düşey sirkülasyonların en efektif şekilde kullanıldığı, yeterli miktarda ticari alan doğuran, doğal ışık havalandırma ve manzaradan da en uygun şekilde yararlanan arsanın kuzeyine yaslanmış çizgisel blok alternatifi geliştirilmek üzere tercih edildi.

Yol kotundan aşağıda konumlanan ve iki katlı ticari alanlarla çevrili avlu sayesinde civardaki karayolu gürültüsünden korunumlu sakin bir kamusal mekan yaratmak mümkün oldu.

 

Ticari fonksiyonları içeren bazanın üzerinde yükselen 12 katlı konut bloğu ise tek bir düşey çekirdek ile her katta 14 daireyi içerecek şekilde planlandı. Güneye bakan dairelerin her birinde balkonların da tasarlanması ile cephede sakin ve ağırbaşlı ancak monoton olmayan bir düzen elde edildi.

Bölgenin sanayi geçmişine referans vermek için gerek cephede gerekse iç mekân tasarımında endüstriyel bağlama sahip malzemeler, renkler ve dokular tercih edildi. Bu nedenle projenin malzeme paletinde ateş tuğlası, siyah boyalı metal ve alüminyum kullanıldı.

Göbeklitepe Ziyaretçi ve Canlandırma Merkezi

İnsanlığın en eski bilinen tapınağı olan Göbeklitepe’nin tarihi 11.600 yıl öncesine dayanmakta. Kısa bir süre önce keşfedilen bu yapı, insan topluluklarının oluşumu hakkındaki bildiklerimizi gözden geçirmemize neden oldu. Mezopotamya’daki ilk şehirlerden 4.600 yıl, İngiltere’deki ünlü Stonehenge’den 6.600 yıl, Mısır Piramitleri’nden 7.100 yıl, Malta Adası’nda bulunan tapınaklardan da 6.100 yıl daha eski olan bu yapı grubu şüphesiz ki tüm dünyadan çok sayıda ziyaretçiyi ağırlamaya başlayacak.

Sayıları git gide artan ziyaretçileri, arkeolojik çalışmaları engellemeden konforlu bir şekilde ağırlamak için Göbeklitepe’deki mevcut ziyaretçi merkezinin yenilenmesi geçtiğimiz yıllarda gündeme geldi. Dairesel planlı mevcut ziyaretçi merkezi yapısının araştırmacılar ve kazı ekibi için ofisleri içerecek şekilde dönüştürülmesi ve ziyaretçiler için yeni bir bina tasarımı gerekiyordu.  Projenin sponsorluğunu üstlenen Doğuş Grubu’nun Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yaptığı iş birliği ile günümüzün gereksinimlerine uygun yeni binanın tasarımını ve mevcut yapının dönüşüm projesini elde etmek için 2015 yılında ulusal davetli bir mimari tasarım yarışması açıldı ve Kreatif Mimarlık’ın önerisi uygulanmak üzere seçildi.

2018 yılının ortalarında kapılarını açan yeni ziyaretçi merkezinin mimari ve iç mimari projesi Kreatif Mimarlık üstlenirken sergileme konsepti Tasarımhane tarafından gerçekleştirildi.

Hemen yakınındaki insanlık tarihinin en eski yapılarının önüne geçmeyen, sessiz durmaya özen gösteren bir yapı tasarlamak projenin ana hedefi idi.

Biri ziyaretçilere açık iki ana hacimden ve peyzaj düzenlemesinden oluşan projenin plan şemasının ilham kaynağı Göbeklitepe yapılarının ortaya çıkartılan bölümlerindeki dairesel planlı tapınaklar oldu. Bu dairesel tek katlı hacimler için sıkıştırılmış toprak duvar tekniği tercih edildi. Bu sayede malzeme bakımından yapıların bulunduğu yerle ve yerel kerpiç yapı teknolojisi ile uyumlu olması sağlandı.

Ana ziyaretçi merkezinin ortasında yer alan dairesel canlandırma salonunun duvarları, kazı alanının görüntüleri yansıtılacak şekilde tasarlandı. Salondaki ızgara düzenindeki oturma elamanlarının ortasında yer alan dört masada ise interaktif ekranlar bulunuyor. Ana salonun etrafını ise bilet gişesi, kafe, çocuk oyun alanı ve tuvaletler sarıyor. İkinci dairesel hacimli bina ise ortasında küçük bir konferans salonunu barındıran ve kazı alanında çalışan arkeolog ve bilim insanlarına ofisler, laboratuvar ve toplantı odasını içeriyor.

Otobüs ve araçlarla gelen ziyaretçilerin, otoparktan ziyaret merkezine, ardından da kazı alanına götürecek ring araçlarına yönlendirilmesi, dairesel planlı kütleleri çevreleyen sarmal alçak duvarlar ve peyzaj düzenlemesi ile sağlandı.

 

 

Levent Vadi

Levent Vadi konut projesi Zincirlikuyu’da, Zorlu Center’ın kuzeydoğu yamacında oldukça eğimli bir parselde tasarlanmıştır.Parselin birbirine paralel iki uzun kenarı arasında yaklaşık 30m kot farkı bulunmaktadır. Parsel içerisinde minimum eğimde yaya sirkülasyonu sağlayabilmek için eğime diyagonel yönde bir yaya omurgası oluşturulmuştur. Bu yaya omurgasının başlangıcında, kırılım yaptığı noktada ve en sonunda teraslamalar yapılarak konut kullanıcıları için rekreasyon alanları yaratılmıştır.

Konut blokları yaya omurgasına takılmış ve kot farklılıklarından da yararlanılarak birbirinin cephesini kapatmayacak şekilde topografyaya oturtulmuştur. Kare planlı, kompakt formlu blok tipi tercih edilerek masif kütle etkisi yaratmaktan kaçınılmış, Ulus-Levazım  çevresindeki konut gabarilerine uyum sağlanmaya çalışılmıştır.


Sabancı Üniversitesi Maçka Kampüsü

İstanbul’un merkezinde Dolmabahçe’nin üzerinde yer alan Maçka Semtinde Bayıldım Caddesi üzerinde yer alan Hilton ParkSA otelinin Sabancı Üniversitesi Üst Seviye Sertifika Programları için dönüşüm projesi için Kreatif Mimarlık seçilmiştir. 3 bodrum kat, zemin kat, 6 normal kat ve bir çatı teras katından oluşan proje toplam 10.000 m² kapalı alana sahiptir.

Sabancı Üniversitesi Akademisyenlerle oluşturulan ihtiyaç programı mevcut yapı içerisinden planlanırken zemin kat konferans salonları ve Sergi / Oturma alanı olarak planlanmıştır. 1. Bodrum kat sokak eğiminden dolayı iç bahçeye sahiptir ve yemek salonu ile rezerv derslikler için planlanmıştır.

Öğrencilerin ders aralarında keyifli bir vakit geçirmelerini sağlamak için mevcut yapıda asansör holünün karşısında zemin kat ile 6. kat arasında geniş bir merdiven holü oluşturularak katlar arasında görsel iletişim sağlanması hedeflenmiştir. Plastik bir etkiye sahip olan merdivenin dışardan algılanması ve yapının Sabancı Üniversitesi ile yeni bir kimlik kazanması için cephede şeffaf bir yırtık oluşturulmuştur.

 

 

Hasan Kalyoncu Üniversitesi Kütüphanesi, Eğitim ve İletişim Fakülteleri

Gaziantep’te yüksek bir tepe üzerinden şehre bakan bir şekilde konumlanmış Hasan Kalyoncu Üniversitesi kampüsü içine ilave olarak Kütüphane, Eğitim ve İletişim Fakülteleri fonksiyonlarını içeren bir yapı istenmiştir. Toplam kapalı inşaat alanı 48.000 m² olan yapı uzun ince bir parsel üzerinde yer almaktadır. Arazi şekli sebebiyle yapı birbirine bağlı üç ayrı bloktan oluşacak şekilde tasarlanmıştır. İklim ve bölgesel mimari veriler göz önüne alınarak her blokta kapalı ve açık iç avlular oluşturulmuştur. Geliş aksındaki uzun yapı cephesi güneybatı yönüne baktığı için cephede dolu yüzeyler ön planda tutulmuştur.

Mevcut Konferans Salonu bitişiğindeki ilk blok kütüphane olarak tasarlanmıştır. 9.000 m² kapalı alana sahip Kütüphane öğrencilerin ders çalışabilecekleri, dijital ve baskı yayınlardan faydalanabilecekleri, haftanın her günü ve saatinde hizmet veren açık çalışma alanları ile merkezi bir konumda olması hedeflenmiştir. Kütüphane bloğunun yanında yer alan İletişim Fakültesi Eğitim Fakültelerinin arasında yer alan geçiş alanı ise Öğrenci Merkezi olarak tasarlanmıştır.

 


Anadolu Sağlık Merkezi

İstanbul Tuzla bölgesine yakın Orhanlı beldesinde Anadolu Grup tarafından bir Sağlık Köyü olarak planlanan projenin ilk etabı olan Anadolu Sağlık Hastanesinin iç mimari projesi 2003-2004 yılları arasında Kreatif Mimarlık tarafından tasarlanmıştır.

Anadolu Sağlık Merkezi, genel hastane servislerinin dışında, Johns Hopkins Grubu ile kurduğu ortaklık ile onkoloji anabilim dalında ihtisaslaşmış Türkiye’ye ve çevre ülkelere hitap eden bir hastanedir. Bu bilinçle, iç mimari projesinde, hasta ve hasta yakınlarının hastalık psikolojisinden uzaklaşabilmelerini sağlayan ve İstanbul dışından gelen hastalar için otel konforu sunan mekanlar tasarlanmıştır. Hastanede 10 adet suit, 106 adet standart hasta odası bulunmaktadır.

 






 

Koç Üniversitesi Sağlık Bilimleri Kampüsü


İstanbul Topkapı’da eski Arçelik fabrikasının yerine tasarlanan Koç Üniversitesi Sağlık Bilimleri Kampüsü’nün konsept projesi ve medikal planlaması Cannon Design firması ile birlikte hazırlanmıştır.

Kullanıcı temsilcileri ile tasarım forumlarında bir araya gelinmiş ve kullanıcının tasarım aşamalarının tümünde katılımı amaçlanmıştır.

Konsept proje ve medikal planlama yanında, tüm mimari ve iç mimari projelerini de üstlenen Kreatif Mimarlık, birinci etap sonunda değişen imar koşullarına göre revizyon projesini de üstlenerek kampüsün zamanında tamamlanmasını sağlamıştır.

Proje tasarımında, gelecekte değişebilecek ihtiyaçlara cevap verecek esnekliğe sahip, araştırma merkezi ile tıp sektörüne yenilik getiren, başarılı bir tıp eğitimi için çoklu disiplinler arasındaki bütünleşmeyi ve iş birliğini teşvik eden ve geliştiren bir mekânsal düzenleme yaratılarak, uluslararası standartlarda, yer ve kimlik duygusunu da barındıran bir tasarım hedeflenmiştir.

 


Eğitim ve araştırma amaçlı Tıp Fakültesi, 440 yataklı Üniversite Hastanesi, Hemşire Okulu, İleri Simülasyon Merkezi, yüksek güvenlikli Araştırma Laboratuvarı, Öğrenci Yurdu, Sosyal Tesis ve Spor Merkezi gibi birimlerden oluşan komplekste meslekȋ eğitim ve profesyonel uygulamanın birbirini besleyecek şekilde konumlandırılmasına özen gösterilmiştir. Bu nedenle mekânsal kurgu, eğitim ve araştırma bloklarının hastane bloğu ile görsel iletişimi üzerine şekillendirilmiştir.

Projenin konsept tasarımında, Koç Üniversitesi’nin Rumelifeneri’ndeki mevcut kampüsündeki mimari dilin sürekliliği dikkate alınmıştır. Geleneksel mimarinin izlerinin çağdaş form ve malzemeyle ilişkilendirildiği projede kütle yerleşimi ve oranları, arsa boyutları, ihtiyaç programı, hasta odalarının gün ışığından maksimum şekilde yararlanması, bakım ve temizlik kolaylığı ve enerji tasarrufu gibi kriterler dikkate alınmıştır.

 


İnce uzun bir arsada yer alan iki dikdörtgen bloktan güneydeki blok daha alçak tasarlanmış ve bir kavisle diğer bloktan uzaklaştırılarak orta avluya ve kuzey bloğuna daha fazla gün ışığı almak mümkün olmuştur

Hastane ve poliklinik girişinin üstünde bulunan bloklar arasındaki teras sayesinde, tüm kompleksin zemin kotu ile kurduğu ilişki insan ölçeğine uygun hale getirilmiştir.

Yapının tasarımında kullanılan avlular, bina programındaki bileşenlerin birbiri ile ilişkilerini kolaylaştıran ve güçlendiren mekanlar olduğu kadar kamusal bir ihtiyaca cevap veren kampüsün kente doğru açılmasına ve yapıların davetkar olmasını da sağlamaktadır. Bu açık mekanların bir diğer faydası ise barındırdıkları ışıklıklar sayesinde asma kat ve bodrum katlardaki mekanların doğal ışık almasını kolaylaştırmaktır.

Binanın tamamında hastaların, öğrencilerin ve akademisyenlerin konfor koşulları gözetilmiş, dış cepheye yaslanmayan sınıflar, laboratuvarlar, hasta ve yoğun bakım odalarının yanı sıra, kafeterya, yemekhane, ofisler gibi destek birimlerinin de ya bloklar ortasındaki ortak terasa ya da açılan çukur bahçelerle görsel ilişki kurması sağlanmıştır. Bu nedenle özellikle zemin kattaki tüm mekanlar doğal ışıktan faydalanabilmiştir.

FourPoints by Sheraton

İstanbul’un önemli sanayi bölgelerinden biri olan Dudullu’daki IMES Sanayi Sitesi’nde faaliyet gösteren sanayici ve iş adamlarına yönelik, mimari tasarımı AE mimarlık tarafından yapılan 182 odalı otelin iç mekan organizasyonunu Kreatif Mimarlık üstlenilmiştir. Sheraton’un Four Points markasının samimi ve sade bir rahatlığı isteyen, bağımsız ve daha çok tek başına seyahat eden misafirlerine göre geliştirilmiş tasarım kriterlerine göre iç mimari projesi ve uygulaması tamamlanmıştır.

İç mekan tasarımında Vintage Modern bir yaklaşım benimsenen otelde toplamda 120 kişi kapasiteli birleştirilebilir iki konferans salonu ve 5 adet farklı büyüklüklerde toplantı odası bulunmaktadır.

 

 

Samsun Sheraton

Mimari projesi Piramit Mimarlık’a ait olan, Samsun sahil şeridinde Samsun Sheraton Otel’in iç mimari tasarımını Kreatif Mimarlık üstlenmiştir.

26 katlı 40.000 m² kapalı alana sahip otelde yatak katları, genel alanlar ve dış mekanlar sıcak ve konforlu bir atmosfer yaratacak şekilde bütüncül bir anlayışla tasarlanmıştır. 221 oda kapasitesine sahip otelin iç mekan organizasyonu, konaklama fonksiyonuna ilave olarak, kongre ve balo gibi etkinliklere uygun olarak planlanmıştır.

Otelde SPA, açık ve kapalı havuz ve spor salonunun yanı sıra Kahvaltı Salonu,  Fener Restaurant, Bar gibi Yeme – İçme mekanları da bütüncül tasarım konseptine uygun olarak tasarlanmıştır.

Yatak odalarında Samsun temalı fotoğraflar tercih edilmiştir. Malzeme ve mobilya seçimlerinde Sheraton Konsepti göz önüne alınmış, malzemelerde doğal ahşap kullanılırken, hareketli mobilyalarda pastel renkler seçilmiştir.

 

Ataşehir Sheraton

İç mimarisi Kreatif Mimarlık tarafından üstlenilen Ataşehir Sheraton Oteli, finans merkezine yakınlığı sebebiyle Sheraton standartları çerçevesinde üst düzey bir iş oteli olarak tasarlanmıştır.

Tasarımında mekanların şık, konforlu olmasına özen gösterilmiş, şehir dışından gelen iş insanlarının iş amaçlı kullanabileceği fonksiyonları içinde barındırması sağlanmıştır. Giriş katındaki lobide, Ala carte restoran ve barında kısa görüşmeler yapılabileceği gibi bir alt katta çeşitli büyüklüklerde toplantı salonları ve balo salonu organizasyonların düzenlenebilmesi planlanmıştır.

Otel odalarının konforlu, rahat ve teknolojik olarak güncel tüm gereksinimleri karşılaması hedeflenmiştir. Giriş katındaki tüm fonksiyonlar sokak etkisi verecek şekilde ana aks üzerine yerleştirilerek, aydınlık ve şık bir iç pasaj atmosferi yaratılmıştır.

 

Argos-Erciyes Kayak Oteli

Argos Turizm için Kayseri’nin Erciyes Dağı’nda planlanan kayak otelinin tasarım sürecine, Sabahattin Ali’nin “Dağlar” şiirindeki gibi insanın günlük hayat temposundan uzaklaşabildiği, doğayı kendine mesken edebildiği zamanlardaki huzur ve dinginlik arayışı ile başlanmıştır.

83 oda kapasiteli otel ve günübirlik tesisten oluşan yapı kompleksinin tasarımında öncelik, farklı beklentileri olan misafirlere güncel yaşam konforlarından farklı bir yaşam tarzı sunmak olmuştur. Otel ve günübirlik tesiste misafirlerin farklı beklentilerinin minimumda kesiştiği bir planlama kararı alınmıştır. Bu karar ile otel bloğunda monoblok yapı yerine parçalanmış kütlelerin arasında bölge mimarisinde görüldüğü gibi iki adet iç avlu oluşturulmuştur. İki avlu ekseninde zemin katta Anadolu evlerinde yer alan hayat anlayışında iki mekan yaratılmış ve 3. boyutta yaratılan galeri boşlukları sayesinde yatak katlarıyla görsel bağlantı kurulmuştur. Yapının cephe malzemeleri olarak doğa ile uyumlu korten çelik paneller, cam ve ahşap tercih edilmiştir.

 

Karaköy Butik Otel

 

Karaköy Butik Otel, Galata bölgesinde sayıları hızla artan butik otellerden biri olarak Bankalar Caddesi üstünde bitişik nizam bir parsel için tasarlanmıştır. 90 odalı, 8 katlı otelde, sıkışık parsel düzeninde giriş mekanını ferahlatmak için lobi iki kat yüksekliğinde planlanmıştır. Lobinin üstünde bulunan restoran katı ise arkada bir bahçeye açılarak iç mekanda bu ferahlığın devamlılığı sağlanmıştır.

 

Cephe düzeninde sade ve Bankalar Caddesi’nin mevcut dokusuna uygun bir ızgara sistemi benimsenmiş, içe çekilmiş doğrama yüzeyleri ile cephenin aynı zamanda güneş kırıcı etkisi artırılmıştır.

 

Avantgarde Taksim Otel

 

Taksim Mete Caddesi üzerinde strüktürü zayıflamış bir yapının yerine önerilen Avantgarde Taksim Square Oteli, Kreatif Mimarlık tarafından kısa süreli konaklama ihtiyacına cevap verecek, kent merkezine yakın 59 odalı butik bir şehir oteli olarak tasarlanmıştır. Bu projede mimari tasarım ilkesi olarak bulunduğu yerle ilişki kuran, Taksim meydanını tanımlayan konut sırası tipolojisinin izlerinden giden, alçakgönüllü bir kimlik benimsenmiştir. Zamansız kimliğiyle dikey hatlara sahip ön cephede, odalar konsollarla dışarı taşırılarak görüş açıları arttırılmıştır.

1924 yılında Frank Lloyd Wright ile birlikte kurulan Japon Inax firmasının, kendini temizleme özelliğine sahip, Yeşil Logo sertifikalı malzemeleri ile kaplanan dış cephede, kullanılan abartısız renk, doku ve detaylar sayesinde yapının Gezi Parkı’na bakan cephesinin Mete Caddesi’nin tipolojisine uyumlu olması sağlanmıştır.

 

Yalınlığın esas alındığı otel iç mekânında odaların olabildiğince geniş ve konukları bir otelden çok kendi evlerinde hissetmelerini sağlayacak samimiyette tasarlanmasına dikkat edilmiştir. Dar boyutlara sahip ortak alanlar ve koridorlar, aynalar ve yansıtıcı yüzeyler sayesinde genişletilirken gerek odalarda gerekse diğer mekânlarda alışılageldik ahşap kaplamalar yerine ferahlığı sağlayacak şekilde toprak tonlarında açık renkler ve tekstil tabanlı dokular tercih edilmiştir. Odaların daha ferah hissedilmesi için duvarlarda geniş aynalar ve kayar kapılı banyo hacimleri tasarlanmıştır. Oda içindeki bölücü cam seperatörler üzerinde İstanbul hikâyelerine ait pasajlara yer verilmiştir.

Otelin genelindeki iç mekân ve aydınlatma tasarımı, misafirlerin kendilerini hem rahat hem de ayrıcalıklı hissedeceği şekilde tasarlanmıştır. Sıcak bir atmosfer yaratma amacı ile duvarlarda doğal ceviz kaplama, zeminde ise doğal taş kaplamalar tercih edilirken mekâna zenginlik ve derinlik katan monoblok duvar kaplamaları, renkli cam ve organik katmanlı şeffaf paneller gibi yenilikçi malzemelere yer verilmiştir. Otelin karşılama ve bekleme amacı ile en çok kullanılan ortak mekânı olan lobi yerden tavana uzanan kesintisiz camları sayesinde sokağın sakin bir uzantısı gibi davranmaktadır. Benzer şekilde arka tarafta yaratılan çukur bahçeye bakan restoran ve kahvaltı salonu da konuklarına sakin ve huzurlu bir atmosfer sunar. Otelin ortak mekânlarında işverenin kendi koleksiyonundan eserlerin yansıra Hasan Pehlevan ve Deniz Tunç’un sanat eserlerine de yer verilerek çağdaş sanatın özgün örneklerinin konuklarla paylaşılması hedeflenmiştir.

 

 

Haliç Hilton Garden Inn Hotel

İstanbul siluetinin Boğaziçi’den sonra ikinci önemli öğesi olan Haliç 1990’lı yıllardan başlayan küçük adımlar ile tekrar eski coğrafik güzelliğine ve kültürel gücüne dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Otel arazisinin Haliç’e bakan ön yüzü; Haliç’in Boğaziçi başlangıcı ve Kağıthane bitişine yönlenen iki farklı yöne sahiptir. Projede Haliç’e bakan bu iki farklı yön yapının formunun oluşumunda dikkate alınmıştır. Tasarımda kentin topoğrafik olarak çok güçlü bir noktasında konumlanacak yapının; bölgenin bugün var olan olumsuz fiziki koşullarını değiştirmeye öncü mimari ürünlerden biri olması amaçlanmıştır.

Ana formun kademelendirilmesi ile manzaraya dönük oda sayısının arttırılması hedeflenmiştir. İşletme konseptindeki tek tip odaların; kütlelerdeki titiz konumlandırılması ile odaların değişik manzara noktalarına yönlenmesi ve birbirlerinden “farklılaşma”sı sağlanmıştır. Bu sayede 214 oda kapasiteli otelin odalarının %93’ü Haliç manzarasından faydalanabilmiştir.

Batıya dönük cephelerde güneş kontrolü elemanları kullanılarak cephe hareketliliği sağlanmıştır. Ana kütleler arasında kalan açık alanlar ise restoran, giriş avlusu ve bahçeler gibi farklı işlevlerle değerlendirilmiştir. Otelin ana girişinin yer aldığı katta; resepsiyon, restoran, lobby bar, spor salonu,100 kişi kapasiteli 2 adet seminer salonu, fuaye ve 4 adet toplantı salonu yer almaktadır.

Ataköy Sheraton Hotel

Hayati Tabanlıoğlu tarafından tasarlanan 1992 yılında hizmet açılmış olan Ataköy’deki Sheraton Oteli’nin güncelleme ve yenileme projesi için 2006 yılında açılan davetli yarışmayı Kreatif Mimarlık kazanmıştır.

Güncel otelcilik anlayışının gerektirdiği ihtiyaçlar mevcut yapı kabuğunun içinde yeniden tasarlanmış, tüm iç planlama, ortak alan kullanımları, oda tipleri, sirkülasyon alanları ve tüm dış mekanlar orijinal binanın proje müellifliğine sahip mimarlık ofisinin de onayı ile yenilenmiştir.

38.000 m² kapalı alan sahip otelde otel bloğunun dışındaki bloklarda strüktürel güçlendirmeler de yapılmıştır. Malzeme ve detay seçimlerinde Sheraton Otelleri’nin kurumsal kimliğine uygun ve aynı zamanda zevk, kalite, dayanıklılık ve fiyat açısından en optimum seçenekler belirlenmiştir. Tüm müdahalelerde Sheraton Ataköy Oteli’nin yeni tasarımının zamansız olmasına ve çağdaş verilerle butik otel anlayışı ile yenilenmesine dikkat edilmiştir.

 


Club Select Maris Otel

Marmaris’te kendine ait bir koya sahip Club Select Maris Kreatif Mimarlık’ın tasarımlarıyla 2006 yılında yenilenmiştir. Yenilenen 161 odalı otelin lobi, fitness, Spa, restoran, ve konferans salonları birinci fazda; bar, sahil şeritleri, tiyatro, çarşı ve açık havuz bölümleri ikinci fazda yenilenmiştir. Kreatif Mimarlık otele ait iç mimari tasarımı ile birlikte birinci fazın proje yönetimini de üstlenmiştir.

 




 

Memorial Şişli Hastanesi

Memorial Sağlık Gurubunun Şişli’deki hastanesinin yenileme projesinde, mevcut binada hizmet vermeye devam eden Memorial Hastanesinin yeni kurumsal kimliğini yansıtan bir tasarım dili oluşturulmuştur.

Proje tasarlanırken hasta, doktor ve personelin konforu gözetilmiş; medikal planlama ve teknik alt yapı bu doğrultuda şekillendirilmiştir. Proje kapsamında malzeme seçimlerinin, oluşturulan renk paletlerinin, mobilya ve ekipman standartlarının Memorial Sağlık Grubunun mevcut ve yeni yapılan tüm hastane ve tıp merkezlerinde tasarım prensiplerini oluşturması hedeflenmiştir.

Bu kapsamda hastanede 5 adet poliklinik bölümü, CT, MRI, röntgen ve floroskopi gibi görüntüleme, müdahale ve yoğun bakım alanları, tüp bebek merkezi, çocuk acil ve poliklinik alanları ve yemekhane alanları iç mimari projeleri hayata geçirilmiş, ayrıca proje yönetimi, kontrolü ve koordinasyonu hizmetleri verilmiştir.

 



TAO Kule 2014

İstanbul Ataşehir’deki 2011 tasarımlı proje, bölgenin master planının tamamen değiştirilmesi sonucu proje arsasının konumu ve büyüklüğü değişince yeni bir proje üretilmesi talep edilmiştir. TAO Kule bu çerçevede eski programın yeni veriler eşliğinde yeniden ele alınması ile tasarlanmış, alt katlarında ticari birimlerin üst katlarında ise esnek ofis yapılanmasına imkan verecek shell&core prensibine dayalı bir ofis yapısıdır.

İki kat yüksekliğindeki giriş lobisi, farklı kotlarda yer alan araç ve yaya girişlerini bir araya toplayan ve hemen ana sirkülasyon çekirdeğine dağıtan kamusal bir mekan işlevi gören bir düğüm noktası olarak tasarlanmıştır.

 

 

SPK Hizmet Binası

Ataşehir Finans Merkezinde yer alacak kurumlardan biri olan Sermaye Piyasası Kurumu’nun açtığı ulusal yarışmada birinciliği kazanan projenin temelini, master planın katı verilerine göre şekillenen yükseklikleri farklı kare prizma kütleleri birbirine bağlayan birkaç kat yüksekliğinde baza oluşturmaktadır.

Izgara metal bir cephe ile hem doku, hem renk hem de şeffaflık açısından üstündeki bloklardan ayrıştırılan baza iki bloğu birbirine bağlarken, bazı noktalarda zeminden kopartılarak yüksek bir arkada dönüşerek zemin kottaki insanları içeri davet eder. Bazanın terasları ise yeşillendirilerek hem bu noktalara bakan ofisler için cazip bir yüzey yaratılmış, hem de açık alan kullanımı artırılmıştır. 

 

Ümraniye Plaza

Ataşehir Finans Merkezinde yer alacak ofis yapılarından biri olan projede, işverenin kurumsal kimliğinin cepheye yansıtıldığı bir tasarım prensibi benimsenmiştir. Cephedeki asimetrik çizgisel dokunun boşluklarına denk gelecek noktalarda kat bahçeleri oluşturulmuştur. Kare planlı iki kulenin yükseldikçe kat alanları daraltılarak dinamik kütleler yaratılmıştır. Cephedeki yatay güneşlikler kat bahçelerine denk gelen yerlerde yukarı toplanarak dinamik etki artırılmıştır. Arsanın karşıt köşelerine denk gelecek şekilde konumlanan kulelerin altında uzanan dikdörtgen prizmatik bazalar arasında her iki ofisin çalışanlarının kullanabilecekleri sakin bir avlu tasarlanmıştır.


 

BAP Plaza

İstanbul’un yeniden keşfedilen Kağıthane Cendere Caddesi üzerinde konumlanan BAP Plaza, minimum alanda maksimum verimi hedefleyen bir ofis yapısı olarak tasarlanmıştır. Kareye yakın prizmatik ofis kütlesinin caddeye acılı şekilde yerleştirilmesi ile oluşan üçgen alanlar, otopark girişine elverişli bir alan kazandırırken bünyesinde barındıracağı ticaret işlevi için tabanda büyüme imkanı sağlanmıştır. Yuvarlatılmış köşeleri ve granit renkli cephe düzeni ile yapı Cendere Caddesi’nde kendine özgü bir duruş sergilemektedir. 12.000 m² toplam inşaat alanına sahip binanın üst katları ise ‘A’ sınıfı ofis fonksiyonları için tasarlanmıştır.


Anadolu Plaza

Projede yüksek ofis kulesinin konumu belirlenirken; kütlenin E-5 yolu üzerinden algılanışı, yakın çevre ve zemin kotu ilişkisi, gölge ışık değerleri dikkate alınmıştır. Bu konumla beraber zemin kotunda E-5’in olumsuz koşullarından izole, aksi yönde dışa dönük ve yakın çevresi ile birlikte çalışabilen, kontrollü, kendine yetebilen ve dışa dönük bir “Buluşma Alanı” ve cidarlarında onu besleyen kiralanabilir ticari alanlar tasarlanmıştır.

Kule tasarımında ise kendini gösteren ikonik bir prizmaya (çekirdek), özelleşebilen ofis alanları takılmıştır. Ortak çekirdekten beslenen tek kattaki açık ofislerden farklı olarak tasarlanan kendi dikey sirkülasyon imkanlarına sahip bağımsız ofisler bu projeyi standart ofis kulelerinden farklılaştırmaktadır. Bu farklılığın getirdiği dinamik kütleyle hem fonksiyonel hem de estetik değeri olan bir simge yapı olacak ofis kulesi tasarlanmıştır.

MAPFRE Türkiye Yapı Kompleksi

Güncel yaşamın gerekliliklerinin yanı sıra kentin kültürel, ekonomik ve coğrafi verileri dikkate alınarak işverenin ihtiyaçlarına göre tasarlanan MAPFRE Sigorta’nın Fındıklı’daki yeni kompleksi, Salıpazarı’nın tarihi geçmişi ile uyumlu ve aynı zamanda bugünün var olan olumsuzluklarını değiştirmeye aday bir yapıdır.

MAPFRE tarafından Fındıklı’da yer alan firmaya ait parsellerde artan mekan ihtiyaçlarına cevap verecek yeni ofis ve yaşam alanlarının tasarımı için açılan davetli yarışmayı Kreatif Mimarlık kazanmıştır.

MAPFRE Türkiye Genel Sigorta ve Genel Yaşam Yapı Kompleksi’nde kullanıcıların hem iç hem de dış mekanları verimli  ve konforlu kullanabilir olmalarına dikkat edilmiştir. Yeni kompleks yedi bitişik parsel içinde, ikisi mevcut üçü yeni olmak üzere beş farklı yapı bloğundan oluşmaktadır.

Mapfre Genel Sigorta’nın ofis birimlerinin yer aldığı, Meclis-i Mebusan Caddesine cephesi olan, araç ve yaya trafiğinin içeri alındığı A Blokta yapı kompleksinin ana girişi yer almaktadır. Tüm kompleksi sosyal olarak birbirine bağlayan bir yapı olarak tasarlanan B Blok ise Mapfre Genel Yaşam’ın ofis birimlerinin yanısıra  bir iç bahçe çevresinde seminer salonu, eğitim salonları, personel restoranı, cafe ve çok amaçlı davet alanını içermektedir. Tüm birimlere hizmet veren hukuk departmanı, farklı kotlardan doğrudan ilişkili sağlık kulübü ve kütüphane C Blok’ta yer alırken, arsa sınırları içinde kalan mevcut binaların cephe yenilemesi ve kapsamlı bir renovasyon gerçekleştirilmesi planlanmıştır. Mevcut yapılardan D Blok uzun süreli gelen misafirlerin konaklaması, E Blok yakın bölgede çalışan acenta ofisleri için planlanmıştır.

 

DPC Ofis

Giderek artan globalleşme ve onun önemli aktörlerinden ekonomi ve finans, dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük kentlerin kimliğinin en önemli belirleyici unsurları olarak yerini aldı.   İstanbul Avrupa yakasında Levent-Maslak hattı, şirketlerin büyük bir istekle yerleştiği ancak hızlı globalleşmenin sonucu olarak da kentsel planlaması, altyapısı ve sosyal olanakları yetersiz bir finans aksı.

DPC ofis binasının tasarım sürecindeki analiz aşamasında, İstanbul’un bu önemli finans aksında yer alacak yapının karakterini belirlerken, kütlenin parsel içindeki konumu, giriş kotunda yaratılması gerekli yaya aksı ve sosyal yaşam alanı, ofis kütlesinin dış çevreden ve trafik yollarından algılanışı ve ana parsel içindeki mevcut DPC yapısı ile ilişkisi dikkate alınan temel konular olmuştur.

Parselin içinde, DPC ofis kütlesinin konumu ile birlikte toprak kotu seviyesinde DPC ile birlikte çalışabilen, kontrollü, kendine yetebilen ve dışa dönük bir buluşma alanı ve cidarlarında onu besleyen kiralanabilir ticari alanlar tasarlanmıştır.

A la Carte Restoran, Cafe, Kitap-CD Satış Birimi fonksiyonlar ile çevrili buluşma alanı, açık havada olması, parsel içinden algılanışı, boyutlarının insan ölçeğine göre düzenlenmesi, kentin hakim rüzgarlarından korunmuş olması ile hem ofis kütlesinde çalışanların hem de dışarıdan gelen ziyaretçilerin tercih edeceği bir sosyalleşme düzlemidir.

Yapı yüksekliğinin sınırlı olması nedeni ile, parselin emsal haklarının tamamının kullanımı için yaratılan iç bahçede, iki kata yayılan kiralanabilir ofis alanları ve ofis katlarındaki firmaların kullanımına hizmet eden, aynı zamanda yapı dışından katılımcıların da kolay ulaşabileceği toplantı salonları, fuaye ve bu birimin servis alanları düzenlenmiştir.

 

Bayraklı Tower

Bornova’nın doğusunda, Ankara Caddesi üzerinde yer alan Bayraklı Tower, İzmir Körfezi’ne ve metro hattına yakınlığı ile oldukça cazip bir konumda bulunmaktadır. Bölgedeki ilk yüksek yapı olan Bayraklı Tower’ın kütle tasarımı sırasında etrafındaki kent dokusuna etki eden hâkim rüzgâr ve güneşlenme koşullarını değiştireceği göz önünde bulundurulmuştur.  Yapılan rüzgar analizlerinin sonucu ve binanın önünden geçen yoğun şekilde kullanılan karayolu gürültüsü de dikkate alınarak kule yoldan olabildiğince geri çekilerek konumlandırılmış ve kule formu şekillendirilirken rüzgar analizleri dikkate alınmıştır.

Bayraklı Tower’da sadece çalışanların değil tüm İzmirlilerin kullanabileceği sosyal ve ticari alanlar akılcı bir tasarımla mümkün olanın iki katına çıkarılmıştır. İleride oldukça aktif bir yaya ve ulaşım aksı olacağı öngörülen ana caddede, yayalar için sokak kotunda geniş cepheleri ile büyük mağazaların yer alacağı bir alan ayrılmıştır. Kaldırım sınırından oldukça geriye çekilerek yaratılan küçük meydanın caddede çok önemli bir toplanma ve buluşma mekanı olması öngörülmüştür. Zemin katın üzerinde hem ofis bloğunda çalışanlara hem de tüm İzmirlilere açık olan yemek alanlarının yer aldığı bir sosyal kat tasarlanmıştır. Bu katın uzantısı olan teras ise insanları karayolunun gürültüsü ve karmaşasından uzaklaştıran kısa süreli bir dinlenme alanı olarak tasarlanmıştır. Oldukça geniş olan bu teras alanında farklı eğimli yüzeylerle daha dinamik ve kısmi olarak yeşillendirilmiş yapay bir topoğrafya yaratılmıştır. Bu eğimli yüzeyler, aynı zamanda zemin kattaki mağazalarda geniş ve sıra dışı bir iç mekan yaratılmasına imkan vermektedir.

Platform üzerinde yükselen Ofis bloğu rasyonel bir taşıyıcı sisteme sahip olmasına rağmen kiralanabilir ofis alanlarının farklı büyüklüklerde bölümlenmelerine imkan verecek esnekliğe sahip olacak şekilde planlanmıştır. Her ofisin özel servis alanına sahip olduğu Bayraklı Tower’da kiracılar kendi ofis alanlarına ait bağımsız klima sistemine de sahiptir.

 


Bağımsız otomasyon sistemi sayesinde bina içindeki kullanıcılar harcadıkları kadar enerji bedeli ödeyebiliyor, kendi ihtiyaçlarına göre iklimlendirme yapabiliyorlar. Katlar arasında konumlanmış tüm kiracılar tarafından ortak kullanılan toplantı ve seminer odalarının yanı sıra, SPA ve Spor Salonu ortak kullanılabilir mekanlar olarak kurgulanmıştır. Ofis bloğunun cephesinde dikdörtgen prizmanın alışıldık kütlesi deforme edilerek oluşturulan eğik yüzeyler aynı zamanda iç mekanlarda akustik bir avantaj da sağlamaktadır. Giydirme cam cephelere asılı yatay bronz renkli metal bantlar ise İzmir’in sert güneş ışığının içeri kontrollü bir şekilde alınmasını sağlamaktadır.

Kuledeki bu güneş kırıcı yüzeyler, güney, doğu ve batı cephelerinde sık bir şekilde yer alarak, güneş ışığını kontrollü bir şekilde içeri alırken, kuzey cephede gittikçe seyrekleşerek tamamen yok olacak şekilde tasarlanmıştır. Doğuşundan batışına dek güneşin tüm hareketine şahit olan üç cephedeki güneş kırıcıların bu değişken dokusu aydınlatma senaryosuna da referans vermiştir. Güneşin batışından doğumuna kadar geçen süre içinde otomasyonla kontrol edilen yatay ışık bantları bir döngü içinde kütlenin etrafında ışık şiddeti azalarak bu senaryoyu gece de canlandırmaktadır.

 

TAO Ofis 2011

Ataşehir’deki İstanbul Finans Merkezi içinde yer alan TAO GYO’ya ait arazi, hem yanındaki çevreyolu istikametinden hem de İFM içinden algısı çok kuvvetli bir yapı parselidir. Tasarımda parselin içinde kompleksin tanımlayıcı imgesi olacak yüksek ofis kütlesinin konumu belirlenirken, ofis kütlesinin İFM içinden, dış çevreden ve trafik yollarından algılanışı, güneşin yönelimine göre gün içindeki gölge-ışık değerleri, komşu parsellerdeki  kendisinden daha yüksek yapı kütleleri ile olan konumlanma ilişkisi ve parselin topoğrafik verileri üzerinden İstanbul  imar yönetmeliğinin sağladığı avantajların değerlendirilmesi dikkate alınmıştır.

Parselin içinde, ofis kulesinin konumu ile birlikte toprak kotu seviyesinde İFM ile birlikte çalışabilen, kontrollü, kendine yetebilen ve dışa dönük bir buluşma alanı ve cidarlarında onu besleyen kiralanabilir ticari alanlar tasarlanmıştır. Gün içinde sürekli yaşayan bir alan olarak düşünülen bu buluşma alanı açık havada olması, parsel dışından algılanabiliyor olması, boyutlarının insan algısına göre düzenlenmesi, kentin hakim rüzgarlarından korunmuş olması ile hem ofis kütlesinde çalışanların hem de dışarıdan gelen ziyaretçilerin tercih edeceği bir sosyalleşme düzlemidir.

 

Projenin tamamında LEED Gold yeşil bina kriterleri önemli parametrelerden biri olmuştur. Ofis kulesindeki teras bahçeleri dışındaki cephelerde çift cephe düzenlemesi yapılmıştır. Bu düzenleme ile doğal havalandırma, günışığı kontrolü ve sıcak-soğuk farklarında yapının mekanik sistemine sağlayacağı enerji tasarrufu dikkate alınmış ve yapının LEED Gold yeşil bina sertifikası kapsamında cephe ile alakalı enerji tasarrufu sağlayacak mimari gereklilikleri yerine getirilmiştir. Bunlara ek olarak teras bahçelerinde kontrollü doğal havalandırma şartları sağlanmıştır.

ABD Başkonsolosluk Binaları

Kreatif Mimarlık, İstanbul başta olmak üzere beş ülkedeki ABD Konsolosluk binalarının uygulama projelerini hazırlamış ve proje koordinasyon hizmetlerini vermiştir. Bunların yanı sıra Kreatif Mimarlık İstanbul, Gine ve Mali’deki yapıların ince işlerinin üretimini de üstlenmiştir.

2001 yılında tamamlanan İstanbul konsolosluk binasından sonra 2004-2006 yılları arasında her biri 9.000m2 olan Gine, Kamerun, Mali ve Sierra Leone’deki ABD Konsolosluk yapılarının uygulama projeleri hazırlanmış ve koordine edilmiştir.

 

Lignadecor Fabrika & Ofis Binası

Lignadecor’a ait Gebze Organize Sanayi Bölgesi bünyesinde bulunan 63 dönüm parselin 26 dönümlük kısmı üzerinde tasarlanmış fabrika ve yönetim ofisi binasıdır. Projede giriş ve çıkış ayrı düşünülmüş, trafik yoğunluğu minimize edilmeye çalışılmış ve oluşturulan ring ile bu fikir desteklenmiştir.

Yapı üretim tesisi kısmı bodrum, zemin ve asma kat olmak üzere toplam 3 kattan, ofis kısmı ise zemin ve 3 normal kat olmak üzere toplam 4 kattan oluşmaktadır. Üretim tesisi kısmı bodrum katta servis ve depolama alanlarından, zemin katta üretim bantları alanlarından, asma kattaysa personel soyunma alanlarından oluşmaktadır.

Üretim tesisi kısmında bulunan cihazlar ve kullanılan malzemelerin depolanma sistemleri göz önüne alındığında kat yükseklikleri 9m, ofis kısmının kat yükseklikleri de 4.5m olarak belirlenmiştir. Böylece fabrika ve yönetim ofisi arasında bağlantı kurulabilecek katlar elde edilmiş ve birbiri içerisinde kontrollü geçişler sağlanmıştır. Bunların dışında ofis kısmında idari ve pazarlama ofisleri haricinde çeşitli araştırma laboratuvarları ile personelin bilgi ve becerilerini arttıracak eğitim ve seminer salonları da bulunmaktadır.

 

 

SASS İnönü Mega Lojistik Park

Eskişehir’in İnönü ilçesinde, Eskişehir – Bursa yolu üzerinde 238 dönüm arazi içinde yer alan SASS Logistics Srl firması için Mega Lojistik park projesi tasarlanmıştır.

Lojistik standartlarına uygun olarak tekrar eden prefabrik yapı oldukça rasyonel bir ızgara plana sahiptir. Yapı bütünü tek katlı olup, kimi bölümlerde kısmi bodrum kat ve yönetim ofisleri için asma kat planlanmıştır.


 

LA Şarapları Tadım Tesisi ve Mahzeni

İzmir’in güney batısında yer alan Torbalı, oldukça verimli tarım alanlarına sahiptir. Akdeniz ikliminin hakim olduğu bölgede yer alan antik Metropolis kenti, elverişli coğrafi özellikler sebebiyle antik çağlarda Ege’nin ünlü şarap merkezleri arasında sayılırdı.

Endüstriyel gelişim baskısı altında ve tarihsel olarak şarapçılık ile anılan bu bölgede faaliyette bulunan LA Şarapçılık Üretim ve Tadım Tesisi, duyarlı bir yatırımcının çabaları, özenli bir yüklenicinin çalışmaları ve Kreatif Mimarlık’ın tasarımı ile hayata geçirilmiştir.

Torbalı’nın kuzey batısında yer alan LA şarapçılık bağları, kuzey-güney doğrultusunda konumlanmıştır.  Proje alanı ise, tepeden bağların görecek şekilde konumlandırılmıştır.

Yapıda iki ana işlev yer alır: Şarap tadımı ve mahzen. Mimari programın bu iki bileşeni zıt çevresel gereksinimlere sahiptir; tadım alanı günışığı, doğal havalandırma ve manzaraya yönelim isterken, mahzen kontrollü ve karanlık bir ortam gerektirmektedir. İşlevsel ayrışma, tadım alanının toprak üstünde, mahzenin ise toprak altında kurgulanması ile çözülmüştür.

 

Toprak içine gömülen mahzenin üstüne yerleştirilen tadım alanında, mahzen ile görsel teması sağlayan geniş cam döşemeler yer almaktadır. Bu sayede, üzüm bağları ve tadım alanı arasındaki ilişkinin tadım alanı ile mahzen arasında da devam etmesi hedeflenmiştir. Tadım alanındaki kullanıcı hem üzüm bağları hem de mahzen ile doğrudan etkileşim halindedir.

Toprak içinde yer alan 3.000m²’lik mahzen, çelik kalıp ile şekillendirilmiş kavisli brüt beton yüzeylerden oluşmaktadır. Bu alanda ayrıca, alt kottan manzaraya açılan bir özel şarap tadım alanı bulunmaktadır. Bu alan, mahzen ile kontrollü bir görsel ilişkiye de sahiptir.

Toprak üstünde yer alan tadım alanı ise, geniş açıklıklara sahip çelik taşıyıcı sistem, ahşap ve doğal taştan oluşmaktadır. Doğal taş yüzeylerde Urla işi döşeme tekniği tercih edilmiş, yapının iç ve dış bitişlerinde özenli bir el işçiliği kullanılmıştır.


 



 

Sagun Balık Pazarı

Sagun Balık Hali İstanbul’un Tuzla ilçesi Sahil caddesinde deniz kenarında merkezi bir konumda taban alanı 1.800 m2’lik bir alanda tasarlanmıştır. Zemin katta merkez aksa yerleştirilmiş mal kabul alanı, kara ve deniz yönündeki mal giriş çıkışını kontrol etmek için planlanmıştır.

Mal kabul aksının bir tarafında mezat alanları ve ofisler, diğer tarafında dondurulmuş ürün hazırlık alanları bulunmaktadır. Asma katta yer alan yemekhane ve yönetim ofisleri ise mal kabul avlusunun üzerinden geçen bir köprü ile bağlanmaktadır. Binanın çatısından öngörülen çelik taşıyıcı sistem çift cidarlı olup teras üzerinde metal karkas çatı örtüsü tasarlanmıştır.

AC Hotel Maçka

AC Hotel İstanbul’un Maçka semtindeki Taşlık Otel binasının yenilenmesi ve kent merkezinde kısa süreli konaklamaya cevap verecek bir iş oteli olarak kurgulanması projesidir.

Turizm ve konaklama tesislerinin mimari tasarım, iç mekan tasarımı ve mekânsal organizasyonu konusunda önemli tecrübelere sahip Kreatif Mimarlık’ın üstlendiği proje duru ve sakin kimliği ile Akaretler caddesinde huzurlu bir atmosfere ev sahipliği yapmaktadır. Lobinin doğrudan sokağa açıldığı otelde, Nişantaşı’nın klasik apartman cephelerinden referans alınmış yatay hatlı bir cephe tercih edilmiştir.

Akaretler yokuşunda bulunan mevcut yapının yenilenmesi ve arka parselindeki yapının otele eklenmesi ile oluşan yeni projede 98 oda bulunmaktadır. İmar koşulları nedeniyle yıkıp yeniden yapmak yerine, daha zorlu bir süreç olan yenileme yöntemi tercih edilmek zorunda kalınan otelde mevcut kat yükseklikleri nedeniyle uluslararası mekanik-elektrik standartları ve Marriott’un oda büyüklükleri taleplerini karşılamak açısından ulaşılan sonuç hem işveren hem de kullanıcılar açısından fazlası ile tatmin edici olmuştur.

 

Pozitif Binası & Lounge

Asmalımescit mahallesinin 90’ların ikinci yarısından itibaren oluşan gelişiminde önemli katkısı olan müzik merkezi Pozitif’in yönetim ofisleri ve müzik kulübü Babylon ile fiziksel bağlantı kurulan Babylon Lounge’ı barındıran yapının güncel mimarlık söylemi, içinde barındırdığı kurum ile parallellik gösterirken aynı zamanda içinde bulunduğu tarihi çevre ile duyarlı bir iletişim kurar. Projede, tasarım sürecine klişeleri empoze eden oldukça katı tarifli imar koşullarından ortaya çıkan gerilimden Kreatif Mimarlık’ın zamansız tasarım anlayışına uygun enerji yakalanmaya çalışılmıştır.

Giriş katında bulunan Babylon Lounge, gün içinde iç mekan tasarımındaki rafine yaklaşımı ile hem ziyaretçilere hem de Pozitif çalışanlarına yemek yerken iyi müzik dinleme olanağı sağlayan dingin bir mekandır. Aynı mekan akşam saatlerinde ışık tasarımında yaratılan farklılıklar ile Babylon ile entegre canlı performanslara ev sahipliği yapmaktadır. Birinci katta, özel davetler ya da toplantılara hizmet eden çok amaçlı alan, diğer dört katta ise Pozitif’in yönetim ofisleri ve 15.000’den fazla CD ve Longplay’ı barındıran müzik kütüphanesi yer almaktadır.

 

Babylon Asmalımescit

Beyoğlu Asmalımescit’te mevcut bir tamirhaneden restore edilerek Babylon Konser Merkezine dönüştürülen mekanının cephesinde gece görünürlüğü yüksek bir cephe tasarlanmıştır. Geniş gri duvarların ortasında yer alan giriş kapısını belirten kırmızı metal kaplama yüzey kıvrılarak mekana giren ve çıkanları koruyan ve girişi vurgulayan geniş bir saçağa dönüştürülmüştür.

Teknik gereksinimler sonucu kaçınılmaz olarak giriş cephesinde yer alan iklimlendirme kanalları, metal hasır kutular içine saklanarak endüstriyel düzensizlikleri bir dereceye kadar ehlileştirilmiştir.

TEB İzmir Bölge Müdürlüğü

1928 yılında Banca Commerciale Italiana için Antonio Mongeri tarafından tasarlanan yapı, 1979 yılına kadar aynı kurum için hizmet verdikten sonra terk edilerek on yıl içinde harap konuma düşmüştür. 1988 yılında Türk Ekonomi Bankası tarafından satın alındıktan sonra açılan davetli yarışma sonucunda Kreatif Mimarlık binanın restorasyon ve renovasyon projelerini yapmak için seçilmiştir. Orijinal çizimlerin binanın eski sahibi olan Banca Commerciale Italiana’nın Milano’daki merkezinden temin edilmiş, mevcut yapıda yapılan analizlerde taşıyıcı sistemin ciddi hasar gördüğü tespit edilmiştir.

Cephenin askıya alınması ile yapı aslına sadık kalınarak statik olarak güçlendirilmiştir. İç mekanların anıtsal havası ve cephenin zamana karşı verdiği varoluş çabası, geçmişte de banka kuruluşlarına hizmet etmiş yapı içinde var olacak şubenin genel şube anlayışından çıkarılıp “tarihsel mirasın öznelliğine saygılı bir prestij yapısı” olarak tasarlanmıştır.

 

 

Güncel bankacılığın talep ettiği işlevsel ve teknolojik ihtiyaçlar, yapının genel karakteristik özelliklerini zedelemeden yerleştirilerek iç mekanda yapının tarihi sürecine uygun yapı elemanlarının ve malzemelerinin seçilmesine özen gösterilmiştir.


Diyanet Kültür & Kongre Merkezi

Ankara Diyanet İşleri Başkanlığı kompleksinin içindeki Ahmed Hamdi Akseki Camisi’nin arkasındaki alanda planlanan kültür, kongre ve medya merkezi için açılan davetli yarışmaya sunulan projede ana tasarım hedefi, yoğun bir bölge içinde kongre merkezini barındıracak büyük bir kütleyi caminin siluet etkisini bozmadan yerleştirmektir.

Öneride, camiden ve ana yoldan bakıldığında bir yapı yerine eğimle yükselen bir kent ormanı görülmesi amaçlanmıştır. Caminin ve kompleksteki diğer yapıların da kongre ve kültür merkezi ile birlikte günün her saatinde faaliyette olacağını öngörerek yeni yapılan kongre merkezinin çatısı ve çevresi tamamen yeşil alan olarak bir kent parkına dönüştürülmüştür.

1.500 kişilik ana kongre salonu hareketli koltuklar ve plandaki düzenleme ile farklı kullanımlara izin verecek şekilde tasarlanmıştır. Ana salonun yanı sıra iki adet 235 kişilik konferans salonu da kongre merkezinin toplantı gibi etkinliklerindeki ihtiyaçlarını karşılamaktadır.  Binanın ağırlıklı kullanımı için kongre salonu ve fuayenin yanı sıra bir büyük, altı küçük TV stüdyosunu barındıran bir medya merkezi tasarlanmıştır. Ayrıca sergi salonu, daire başkanlığı ofisleri ve kütüphane gibi fonksiyonlar da merkezin diğer işlevsel bölümlerini oluşturmaktadır.

 

 

 

Yer altındaki iki katlı otoparkın üstünde yer alan kongre merkezi ve stüdyoların büyük kısmı zemin kotu altında bırakılarak yapının yüksekliği mümkün olan en düşük seviyede tutulmuştur. Daire başkanlığı ofisleri, fuaye ve sergi alanına ise çukur bahçelerle ışık alınarak hem bu mekanların doğal aydınlatması hem de üst kottaki peyzajın bina içinden algılanması sağlanmıştır.

Yerleştiği alanın kenarını kaldırıp içine girmiş gibi davranan kongre, kültür ve medya merkezi bu basit ama etkili hareket ile belli bir formun ardından gitmek yerine bulunduğu alana aldığından fazlasını temin eden hem cömert hem de alçakgönüllü bir yapı olarak tasarlanmıştır.

 

Arçelik Ar-Ge Kampüsü

Davetli yarışma konusu olan İstanbul Çekmeköy’de yer alan 40 dönümlük bir parselde toplam 73.000 m² kapalı kullanım alanı olan Arçelik AR-GE kampüsünde, laboratuvar, çalışma ofisleri, Arçelik Müzesi ve firma bünyesine yetiştirilecek teknik personel için bir meslek lisesi bulunmaktadır.

Arsanın kuzeyinde yer alan üçgen ormanlık alan kiralanarak projeye dahil edilmiş,  yapılarının ortasındaki yeşil alana bu ormanın sızabileceği parçalı kütlelere sahip bir planlama anlayışı benimsenmiştir. Bu sayede ormana bakan ofis kütleleri yerine ormanın içinde yer alan bloklar tasarlanmıştır.

Arsanın güneyinde kalan 9 dönümlük bölüm, ileride tasarlanacak meslek lisesi için ayrılmıştır. Meslek lisesi ile kampüsü her iki birimin de kullanabileceği ortak spor alanları ayırmaktadır.

Arsanın eğimli topoğrafyasının avantajlarını da kullanarak aradaki açık ve yarı açık mekanlarla birbirine bağlanan geniş konsollara sahip dikdörtgen bloklar kampüsün tüm fonksiyonlarını içinde barındırır. Gün ışığı istemeyen servis mekanları, oditoryum ve otoparkların arazi eğimi ile yer altında çözüldüğü projede kuzeyden güneye doğru akan ana omurgaya takılı bloklar tüm ofis ve çalışma mekanlarını barındırır.

 

 

Çatı bahçeleri, ortak alanlardaki yeşil alanların yanı sıra, zemin ve birinci kata yayılan, bloklar arasında gün ışığının içeri alındığı ortak kapalı alanlar da değişen çağdaş çalışma ve ofis düzeninin mekânsal yansıması olarak tasarlanmıştır.

 


 

Reji Kültür Merkezi

19. yüzyılda, en önemli ihracat kalemlerinden biri olan tütün üretimini, Düyun-u Umumiye İdaresinin kontrolünde sürdüren Reji’nin en önemli birimlerinden biri İzmir, Alsancak’ta 1884’de kurulmuş olan çeşitli büyüklükte 12 yapı biriminden oluşan özgün bir sanayi kuruluşudur. İzmir’in kentsel gelişiminin en önemli dinamiklerinden biri olan Torbalı hattının bitişiğinde olması, komplekse özel bir önem kazandırır.

Fabrikanın yerleşim planı, dönemin sanayi yapıları modeline ve ilkesel ölçütlerine uyan bir kurguyu gösterir. Ana binanın büyük sanayi yapılarına özgü abartısız anıtsallığı ve ikincil yapıların yerleştirilmesindeki dikkat, bütüncül bir imgenin oluşmasını sağlar.

Tasarımevi ile birlikte yürütülen Tarihi Reji Tütün Fabrikasının onarılıp çok işlevli bir kültür kompleksi olarak yeniden işlevlendirilmesi projesinde, ana yapılar olduğu gibi korunurken hizmet ve destek ünitelerine ait ve genel olarak çok hırpalanmış ikincil binalar, kültür merkezinin gereksinimleri için yeniden tasarlanmıştır.

Çekirdek konsepti koruyan bu müdahale modeli, kompleksin bütüncül imgesini sürdürmesini sağlarken tarihi mirası yaşatan bir öneriyi de örnekleme savındadır. Fabrikanın arka kesimine ilk yapımdan sonra eklenmiş bazı hizmet ve destek yapılarının yerinde bazal çizgiler korunarak yalın görünümlü bir konser salonu tasarlanmıştır. Kentin sosyal yaşamında yer etmesi beklenen, gençlik merkezi ile kitap satışı, kafe ve restoranlar korunarak onarılan tarihi mekânlara yerleştirilmiştir.

 

 

Montenegro Swissotel – Rezidans

Karadağ’ın Turizim bölgesi olan güney sahilinde UNESCO korunması altında önemli bir tarihi şehir olan Kotor’da orman içinde dik yamaçlarla çevrili küçük bir koyda yer alan proje toplam 50.000 m² kapalı alana sahip konaklama ve konut birimlerinden oluşmaktadır. Projede 133 odalı otel bloğunun yanı sıra, 6 ayrı blokta değişen boyutlarda toplam 151 konut birimi bulunmaktadır.

Doğal çevrenin yapısı içinde en az müdahale ile düşük yoğunluklu ve huzurlu bir atmosfer yaratılmaya çalışılmış ve tüm konut birimlerinin ve otel odalarının manzaraya yönelebilmeleri dikkate alınarak bir planlama çalışması yapılmıştır.

Konut blokları yöresel mimari yorumlanarak iki ve üç katlı bitişik nizam ve kırma çatılı üniteler olarak tasarlanmıştır. Kullanılan malzemeler doğal, eskidikçe patina kazanacak ve çevresi ile daha uyumlu hale gelecek nitelikte seçilmiştir. Geniş oturum alanına sahip konaklama bloğunun çatısı ise yeşil çatı olarak planlanmıştır.

 

Zeytinburnu Konut Kompleksi

İstanbul Zeytinburnu’nda oldukça sıkışık ve yoğun bir kentsel doku içinde yer alan ve köşesinde bir caminin yer aldığı yaklaşık 10 dönümlük araziye sahip Sitar Yapı Zeytinburnu Konutları, cami ile arasında bir meydan oluşturacak şekilde birbirlerine 90 derece ile ve arazinin kenarlarına paralel konumlanan iki dikdörtgen bloktan oluşmaktadır.

Zemin kotunda ticaret birimlerinin yer aldığı bir baza üzerinde yükselen bloklardan biri 13 diğeri 12 katlıdır. Gerek sokağa gerekse caminin arkasında oluşturulan meydana bakan bu ticari birimler sayesinde kendi içine kapalı bir konut sitesi yerine çevrede yaşayanların ve camiye gelenlerin kullanabileceği küçük, geçirgen ve canlı bir kamusal alan yaratmak projenin ana hedefi olarak belirlenmiştir.

Alemdağ Konutları

İstanbul Alemdağ’da etrafında sitelerin bulunduğu bir alanda yer alan STFA Alemdağ Konutları, 16.500m2’lik bir parselde yer almaktadır. Parselin kuzeybatısında yer alan komşu parsel ise eğitim fonksiyonuna ayrılmıştır. Parselin dar açılı ve düzensiz geometrisi nedeni ile birbirlerine göre açılı yerleştirilmiş üç farklı lineer blok girişleri aralarında oluşturulan iç avlulardan verilmiştir.

Arazinin ana yola bakan cephelerinde zemin kotunda hem üstündeki konutlara hem de civardaki yerleşime hizmet edecek tek katlı ticari birimler planlanmıştır. En fazla 5 kat yüksekliğinde olan bloklar kısa kenarlarında, her katta yoldan geri çekilecek teraslandırılmış, bu sayede yoldan bakıldığında yükseklik algısı azaltılmıştır.

 



 

Teona Konutları

Güneş bahçesi anlamına gelen Teona, Ankara’nın yeni gelişen merkezlerinden Ümitköy’de yer alan, 30 dönümlük bir arazide toplam 160.000 m² inşaat alanı ve 4 bloktan oluşan 533 dairelik bir konut projesidir. Kreatif Mimarlık Teona konutlarının iç mimari konsept tasarımını üstlenmiştir.

Tasarımda, her dairenin, manzaraya açılan rahat balkonları olmasına özen gösterilirken, yerleşim çözümlerinde daire sakinlerinin mekânlardan azami şekilde faydalanmaları amaçlanmıştır.

Daire iç mekanlarında ve ortak kullanım alanlarında, kullanıcı taleplerini ve ihtiyaçlarını karşılayabilen, renk ve doku farklıklarına imkan veren, zaman içinde güncelliğini koruyabilecek, bakım ve temizliği kolay olan malzeme ve detaylar tercih edilmiştir.

Dış cephe tasarımında seramik panellerle sade bir modülasyon uygulanmıştır.

Tüm araç trafiği yer altına alınarak projenin peyzajı araç trafiğinden arındırılmış ve  yayalara daha özgür bir alan bırakılmıştır.

Geçici bir yapı olarak düşünülen satış ofisi ise hem tasarımı hem malzeme seçimleri açısından, dairelerin tamamlanma sürecinde bölgede bir referans yapı olacak şekilde tasarlanmıştır.

 

 

Citystar

100.000m² kullanım alanına sahip konut, ofis ve AVM’den oluşan projenin %15’lik bir kısmı alışveriş fonksiyonlarına ayrılmıştır. 28, 32 ve 36 kat yüksekliğinde üç ayrı blokta toplanan konut alanları, ofis birimlerini içeren ve kademeli bir şekilde yükselen bazanın üzerinde yer alır. Zemin kot ise tamamen alışveriş fonksiyonuna ayrılmıştır.

Yaya olarak ana yoldan AVM alanına girilirken, arazinin ortasında yan yoldan araçla yaklaşım ve drop-off zone ayrılmıştır. Parselin arkasında ise konutların kullanıma ayrılmış oldukça geniş bir yeşil alan bırakılmıştır.

 

Sumgayıt Rezidans & Alışveriş Merkezi

Sumqayıt proje alanı, Bakü’nün kuzeyinde Hazar deniziyle son bulan Sulh Caddesi’nin seyrek yerleşime sahip noktasında yer alır. Yola paralel konumlanmış 60 dönümlük parsel, ticari fonksiyon amaçlı, arkasında yer alan 80 dönümlük parsel ise konut bölgesi olarak tasarlanmıştır.

İklim koşullarının elverişli olması sayesinde ticaret bloğunun az katlı, sokak düzeninde ve açık tasarlanmasına karar verilmiştir. Parçalı kütlelerin bir araya getirilmesiyle oluşan açık alanlar üst örtü ve bir üst kotta oluşturulan sirkülasyon ve seyir teraslarıyla zenginleştirilmiştir.

Sumqayıt Konut Yerleşkesi ve Market Ticaret bloğunun içinden geçen yaya ve araç aksı güneyde yer alan konut bölgesine bağlanmaktadır. 260.000m² inşaat alanına sahip ve 13 bloktan oluşan konut yerleşkesi içerisinde konutlara hizmet etmesi amacıyla bir sosyal tesis ve okul yapısı da yer almaktadır.

 

 

Bakü Padamdart Kuleleri

Padamdart Towers, Bakü’nün simgesi TV kulesi ile birlikte şehrin en yüksek noktasında parlamento binalarının yakınında konumlanmaktadır. 150.000m2’lik toplam inşaat alanına sahip kuleler Hazar Denizi ve şehir manzarasından en fazla yararlanacak şekilde konumlandırılmıştır.

Proje, rezidans ve otel olarak kullanılan iki ayrı kuleden oluşur. Otel ve Rezidans kuleleri iki ayrı giriş meydanı sayesinde ayrıştırılmaktadır. iki kule zemindeki 6.000m2’lik yeme-içme ve mağazalardan oluşan bir baza ile birbirine bağlanır. Bazada ayrıca düğün ve diğer etkinlikler için 400 kişilik bir balo salonu ve 8 adet toplantı salonundan oluşan bir konferans salonu ve Rezidans kullanıcılarının da kullanacağı 3.000m² bir sağlık kulübü planlanmıştır.

30 katlı Rezidans kulesinde çeşitli büyüklüklerde 205 adet daire bulunmaktadır. Otel kulesi üç bölümden oluşmaktadır; 152 odalı 11 katın yanı sıra, diğer katlara dağıtılan 45 adet kiralık ve 71 adet satılık daire rezidans otel kulesini oluştururken ara katlarda lounge’lar yer alır. Otelin en üst katında ise sky-restaurant bulunmaktadır.

 

 

Golden Hill AVM ve Rezidans

İzmir’de yer alan Goldenhill Alışveriş Merkezi ve Konut Kompleksinde alt kütle çarşı, üstünde iki bloktan oluşan konut kompleksi yer almaktadır. Çarşı fonksiyonunun yer aldığı ana kütlenin giriş ve çıkışlarının konumunu destekleyen cephelerine açılan boşluklarla üçüncü boyutta derinlik kazandırılmıştır. Ana kütlenin içindeki boşlukta yer alan sinema kütlesinin çevresinden AVM sirkülasyon alanlarına gün ışığı alınmaktadır. Çarşı fonksiyonun sonlandığı teras bahçeleri kotunda, konut blokları yükselmektedir.

32 katlı ve 21 katlı iki blok olarak tasarlanan ve 1.000m² alana oturan bloklarda konutların tamamına yakınının deniz manzarasına yönelimi sağlanmıştır. İzmir iklim şartlarının bir getirisi olarak balkon kültürü konut yaşamında önemli bir yer tutmaktadır. Projedeki farklı boyut ve geometrideki balkonlar ile benzer konut projeleri arasında farklılık yaratılması sağlanmaktadır.



Koruflorya Yaşam ve Alışveriş Merkezi

Mimari projesi Broadway Malyan ve Kraft Mimarlık tarafından üstlenilen konut ve ticari birimleri içeren karma kullanım yapının iç mimari projesi Kreatif Mimarlık tarafından üstlenilmiştir.

Ailelere yönelik tasarlanan 298 konut ve iki katlı AVM’den oluşan KoruFlorya projesinde dairelerin büyüklüğü 3+1 ile 5+1, dubleks dairelerin ise 4+2 ile 7+2 arasında değişmektedir.


İç mimari tasarımında geniş aile yapısı, komşuluk ilişkileri, mahremiyet gibi değerler dikkate alınmış aynı zamanda tasarımda güncel yaşam kalitesinin yüksek tutulması ve tasarım kadar seçilen sistemlerin kullanım ve bakım kolaylıkları sağlaması amaçlanmıştır. Ailelerin kendilerine özgü yaşam stillerini yaşayabilecekleri çeşitliliği sunabilmek adına DİNAMİK ve ELEGAN olarak iki farklı stilde iç mekan çözümleri hazırlanmıştır.

Koruflorya’da mümkün olduğunca güncel heves ve değişen trendlerden uzak, zaman ötesi bir anlayış hedeflenmiştir. Bakım ve kullanım açısından kolaylık sağlayan bir yaşamı amaçlayan, aynı zamanda teknoloji ve malzeme kalitesi anlamında çağın gerekliliklerine uygun çözümler oluşturulmuştur.


Nestortaköy

Nestortaköy konut projesi, İstanbul Ortaköy vadisinde ince ve uzun bir parselde tasarlanmıştır. İşverenin ihtiyaçları ve imar koşulları uzun, monoblok bir kütle yapmaya elverdiği halde, proje tasarımında parçalı blok tipolojisi benimsenmiştir. Bu coğrafyada Galata, Pera sonrasında Beşiktaş, Teşvikiye, Kadıköy, Bakırköy gibi bölgelerde gelişmiş olan ve hafızamızda olumlu yer etmiş apartman tipolojisinin avantajlarını mevcut koşullarda güncel ihtiyaçlar için yeniden kullanmak tasarımın ilk kriterlerinden biri olmuştur.

Düz olan arazide, bloklar arasında yarım ile bir buçuk metre arasında kot farkları yaratılarak, zemin kattaki dairelerin bahçelerinin sınır teşkil edecek bir duvara ihtiyaç kalmadan birbirlerinden kopartılması sağlanmıştır, bu sayede insan ilişkilerinin sürdürülmesi için elverişli bir koşul yaratılırken yeterli mahremiyet ve mülkiyet hakkı da korunmuştur.

Arsanın başında ve sonundaki büyük bloklarda her katta dört, diğer bloklarda ise her katta iki daire olmak üzere tüm projede 16 tanesi dahil toplam 74 adet konut yer almaktadır.

 

 



 

Yaşadığımız coğrafyada evlerimizde misafir kabul etme kültürünün yaygın olması dikkate alınarak, oda sayısına göre salonların boyutlarının değiştirildiği güncel konut planlamasının tersine Nestortaköy’de tüm salonlar aynı büyüklükte tasarlanarak misafirlik kültürünün mekânsal ihtiyaçlarına özen gösterilmiştir. Tüm salonların arsanın güney yönünde yer alan yeşil doku ve yola bakması sağlanmış ve bu yeşil dokunun bloklar arasına planlı bir şekilde sızması sağlanmıştır.

 


Komşuluk ilişkilerini teşvik eden planlama kararları ve optimumların sağlanması yönündeki stratejileri sayesinde yoğunluğun en az şekilde hissedildiği, kent içinde küçük bir konut dokusu oluşturan Nestortaköy’ün en büyük iddiası, “zamansız olması”dır.

Blokların konumlanmasında mümkün olduğunca araç trafik yolundan uzak durularak hem akustik hem de görsel bir mahremiyet yaratılmıştır. Arazinin kuzey cephesinde yer alan yüksek istinat duvarı ise hızlı yayılan sarmaşık türü bitkilerle yeşillendirilmiştir. Arazinin iki ucunda ise açık yüzme havuzunun yer aldığı sosyal tesis ve spor sahaları konumlandırılmıştır.

Arazi altından ortak otopark katı ile bağlanan dört kat yüksekliğindeki blokların dış cepheleri bakım gerektirmeyen ve kendi kendini temizleyen seramik ve doğal toprak renklerinde renklendirilmiş alüminyum panel yüzeylerle kaplanmıştır.

 

 



Ormanada Konut Yerleşkesi – İç Mimari Projesi

Zekeriyaköy’de Eczacıbaşı GYO firmasına ait toplam 220 dönüm arazide Kreatif Mimarlık tarafından tasarlanan Ormanada Konut Yerleşkesi’nde farklı yaşam tarzlarına sahip ev sahiplerinin istek ve gereksinimlerine cevap verecek birbirinden farklı iç mekan çözümleri tasarlanmıştır.

 

 

Malzeme seçimlerinde ve detay çözümlerinde görsel uyum, kullanım ve bakım kolaylığı ile çevreye duyarlılık ön planda tutulmuştur.

Her tasarımda, renkler, zemin-duvar kaplamaları, merdiven korkulukları, mutfak ve banyo dolapları, vitrifiyeler, kapılar gibi mimari detaylarda birbirinden farklılaşarak kendi içinde kişiye özel seçenekler barındıran mimari mekanlar oluşturulmuştur.

 

Ormanada Konut Yerleşkesi

Uluslararası davetli bir yarışma sonucu birincilik ödülünü kazanan Ormanada projesi, Torti Gallas & Partners’ın master plan tasarımını, Kreatif Mimarlık’ın ise mimari projesini üstlendiği İstanbul Zekeriyaköy’de 220 dönüm alanda ormanlarla çevrili bir arazide yer almaktadır. Farklı yaşantı ve aile yapılarına ev sahipliği yapacak yeni bir mahalle olarak kurgulanan projede, her sokağın kendine özgü ve farklı olmasına özen gösterilmiştir.

Ormanada’da yaşayanların geniş ve tekdüze bir yerleşimden çok birbirinden ayrışan sokaklar içinde hissetmeleri projenin temel amacı olmuştur.

Evler maksimum gün ışığından faydalanırken sakinlerine gerekli mahremiyeti sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Yapıların yönelimleri, mimarileri, detayları ve malzeme seçimleri sürdürülebilir ve doğayla uyumlu bir yaşantı amaçlanarak kurgulanmıştır.